Avrupa’nın, dünya çapında altyapı işlerine mali kaynak sağlamak için planladığı ‘Global Gateway’ girişimi ve G7 ülkelerinin benzer bir programı başlatmak konusundaki mutabakatı, Çin’in neredeyse on yıllık uluslararası Kuşak ve Yol yatırımına (Belt and Road Initiative) (BRI) Batı’nın cevabı. Nüfuz kazanmak ve ticareti artırmanın da ötesinde BRI, Çin’de sosyal ve ekonomik güvenliği sağlamanın da vesilesi. Bu devasa ve iddialı proje, 21. Yüzyıla dair üç önemli jeopolitik noktanın altını çiziyor: enerjiye erişim kilit nokta, teknoloji bir güç kaynağı ve bağlantı noktaları artık hiç olmadığı kadar önemli.

Çin başkanı Xi Jinping, 2013’te göreve gelir gelmez, Barack Obama’nın ‘Asya’ya yöneliş’ politikasına cevap vermenin ve Batı’nın 2008 yılından beri baş etmeye çalıştığı ekonomik çöküşü kendi lehine çevirmenin  yollarını aramaya başladı. Çin Başkanı üçlü bir planla geldi: sınırlara barış getirerek Amerikan etkisini Asya’dan uzaklaştırmak için Pekin ile yakın komşularının arasındaki bağları güçlendirmek, Çin’deki aşırı üretim için satış yerleri sağlamak ve kalkınmasını yeniden dengelemeye çalışırken ülkeye erişen stratejik yolların güvenliğini sağlamak. Ve böylece Yeni İpek Yolları doğdu. 

Bu plan, Nur-Sultan’da (Önceden Astana) Eylül 2013’te bir konuşmada resmi olarak açıklandı. Yüzyıllar önce Orta Asya’dan geçen kafilelerin antik ruhlarını uyandırmak için Başkan Xi; Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan arasında, yollara, demiryollarına ve enerji altyapısına yüklü miktarda yatırımları da içeren stratejik bir beraberlik önerdi. Bir ay sonra Başkan Xi, ‘21. Yüzyıl Deniz İpek Yolları Girişimi’nin (1) gelişimi için Çin ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile ilişkilerin sağlamlaştırılmasını önerdi. Mart 2015’te Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, girişime ilişkin materyalleri ’kazan-kazan’ yaklaşımını da vurgulayarak ‘One Belt, One Road’ (Tek Kemer, Tek Yol) resmi başlığıyla yayınladı. ‘One Belt, One Road’ ismi ise, projenin tek bir yol olmaktan daha çok tüm bir ağa ilişkin olmasından ötürü hızlıca terkedilerek ‘Kemer ve Yol Girişimi (Belt and road Initiative) şeklini aldı.  

Yeni İpek Yolları yaklaşımın esas hedefi ise Çin’in gelişmişlik düzeyi düşük kalmış batı bölgelerine hayat verecek nefesi sağlamaktı. (2) BRI’ın köşe taşı Sincan, Orta Asya’dan gelen hidrokarbonlar için geçit görevi gören büyük bir enerji merkezi olmaya hazırlanıyor . Sincan, Pekin’in 3000 kilometre batısında yer alan bölge, 1,6 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve yüksek dağlarla çevrili geniş çöl havzalarından oluşuyor. Tarihsel olarak bu bölge Han Çinlilerinin etkisi altında olmayan ve Türki dilleri konuşan Uygurların yaşadığı bir bölge. Uygurların Sincan için daha fazla özerklik istemeleri komünist hükümetin acımasız tepkisiyle karşılaştı. Uygulanan sert önlemler arasında zorla Çinlileştirme, zorla kısırlaştırma ve toplama kampları da yer alıyor. 

Sincan, Orta Asya’dan gelen hidrokarbonlar için geçit görevi gören büyük bir enerji merkezi olmaya hazırlanıyor. 

İpek Yollarının Haritalandırılması 

Devasa BRI ağı Avrasya’ya kadar uzanıyor ve Afrika’da, Amerika’da hatta Kuzey Kutbu’nda kolları var. Çin, yolun bir parçası olan kısımları siyasal gündemine göre sürekli değiştirdiği için rotayı eksiksiz listelemek oldukça güç. Bazı ülkeler projeden çekildiler. Örneğin Avustralya, Çin casusluğu ve siyasi yolsuzlukla ilgili endişeler nedeniyle Nisan 2021’de projeden ayrıldı. (3) 

Ne olursa olsun bazı rotalar Pekin için kritik. Antik İpek Yolunu takip ederek Sincan’dan Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’yi geçerek üretilmiş malları Avrupa’ya, aynı şekilde ham madde ve enerjiyi de Çin’e taşıyan Xi’an-Duisburg yolu bunun en güzel örneği.  

Orta Asya hem enerji güvenliği hem de jeopolitik sebeplerden ötürü  bu projenin kalbi konumunda ve bölge genelinde Rusya’ya, Pakistan’a ve Bangledesh, Myanmar, Laos ve Kamboçya gibi Çin’e sempatisi olan güney Asya ülkelerine kollar uzanıyor. Denizde ise, Atina, Cibuti, Gvadar (Pakistan) ve Hambantota (Sri Lanka)’yı birbirine bağlayan Venedik-Şanghay koridoru kilit bir rota.  

Tüm yollar Uygur Özerk Bölgesi Sincan’a çıkıyor. Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, Hindistan, Moğolistan, Pakistan, Rusya ve Tacikistan’ın oluşturduğu 8 ülkeyle komşu olan bu bölge, Çin’in Orta Asya’ya nüfuz etmesi için en uygun geçit.  Çin, 1990’lardan beri birden fazla hudut kapısı inşa etti ve Çin ileKazak demiryolu ağlarını birleştirdi. Korgas (Çin) / Horgos (Kazakistan) gibi Çin-Kazak sınırının her iki yanında bulunan “çifte şehirler” bu plan çerçevesinde oldukça önemli. 

Bu yeni koridorlar, Çin ürünlerini  alabilen ve ticari çıkarlar ve askeri amaçlar için potansiyel ileri üsleri ikiye katlayabilecek (hem karada hem denizde) “inci dizisi” misali bir seri ana liman yaratarak dünya düzenini yeniden tanımlamayı amaçlıyor. (4) İş ortaklarını alarma geçirmemek için ise bu altyapı projelerinin inşaatı China Communications Construction Company (Çin İletişim İnşaat Şirketi) gibi mesafeli, devlete ait şirketlere devrediliyor.  

2013 ile 2015 arasında ortalama 60 ülke BRI’ye katıldı. 2020’ye gelindiğinde bu sayı neredeyse 130’du. Çin bu girişime mümkün olduğunca çok ülkeyi katmaya çalışıyor; ancak bazı ortaklar ise olmazsa olmaz: Pakistan, Kazakistan, Myanmar.  

Pakistan bu girişimde yer almaktan gurur duyuyor. 2015 yılında Gvadar limanı ile Sincan’ın güneyindeki Kaşgar arasında bir ekonomik koridor oluşturmak için 46 milyar dolar bütçe ayrıldı. Gvadar’daki derin deniz limanı bir çok yönden stratejik öneme sahip. Pakistan askeri üssü, Çin’e belirli bir istikarar sağlıyor ve muhtemelen yakın gelecekte Halk Kurtuluş Ordusu’nın bir ileri karakol kurmasına izin verilecek. Umman körfezine yakınlığı sayesinde Orta Doğu’dan Çin’e hidrokarbon getirilmesi için en uygun nokta konumunda. LPG terminali hem Katar’dan ithalata hem de İran gazının sıvılaştırılmasına izin verecek; bir petrol boru hattı ile birleştirilmiş bir rafineri, Sincan’a ham petrol gönderecek. 

Büyük hidrokarbon kaynakları göz önüne alındığında, Kazakistan’ın, Çin’in Orta Asya’daki yatırımlarının yüzde yetmişine sahip olması şaşırtıcı değil. (5) Kazak ekonomisi öncelikle  dünya kaynaklarının yüzde üçüne sahip oldukları petrol ve doğal gaz ile dünya kaynaklarının yüzde on ikisine sahip oldukları uranyumun ihracatına dayanıyor. Bu uçsuz bucaksız, dünyanın en düşük nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerinden biri olan topraklardan sadece bir kaç petrol ve doğal gaz hattı geçiyor.  

Myanmmar, Çin için ek bir enerji güvenliği kaynağı. Myanmmar’daki Sittwe limanı ile Çin’deki Kunming limanı arasında açılan koridor, Çin’in enerji rotalarının çeşitlenmesini sağladı. Bunun yanında Pekin, Bengal Körfezinin kuzey doğusunda bulunan Myanmar’ın Coco Adaları’nda da  yer edindi. Çin, 1992 yılında, yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Hindistan’ın Andaman Adaları sahillerine yakın deniz trafiğinin izlenmesi için Great Coco Adası’nda bir elektronik istihbarat toplama istasyonu kurdu. Komşu Little Coco Adası’na ise bir askeri üs kurulması planlanıyor. Son karışıklıklardan sonra Myanmar’ın durumu Çin tarafından yakından izleniyor, yeniden inşa edilen diktatörlük Pekin’in kontrolü tekrar ele almasına, ABD ve Japon etkisinin bir kenara bırakılmasına izin verebilir.   

Enerji Arayışı 

Çin’i bir kaç on yıldır karakterize eden güçlü ekonomik büyüme, suni olarak bastırılmış fiyatlar tarafından da pekiştirilmiş enerji talebindeki keskin bir artışa dayanıyor. Ülkenin muazzam büyüklüğüne oranla petrol ve doğal gaz kaynaklarının azlığı dolayısıyla kömür, Çin’in elektrik kaynağı olarak birincil madde Ülkede bol miktarda kömür yatağı bulunmasına rağmen, bu yataklar büyük ölçüde şehir merkezlerinden uzakta, Sincan, Şansi ve İç Moğolistan’da bulunuyorlar. Bu faktörle beraber çevre ve sağlık etkileri, düşük verim ve tedarik açıkları da hesaba katıldığında, Pekin’in 2009 yılından beri yüksek miktarda(2020 yılında 304 milyon ton) kömür ithalatı yapması şaşırtıcı değil. (6) 

Komünist rejim, güçlü büyümeye dayanan sosyal paktla varlığını sürdürmeye devam ediyor. Parti, hayatta kalabilmek için çimento, çelik ve cam gibi enerji-yoğun endüstrileri devam ettirebilmek için hiç bir masraftan kaçınmıyor. Bu durum, haddinden fazla ve genellikle mantıksız altyapı projelerinin yaygınlaşmasını açıklıyor. Bu nedenle endüstri için sürekli bir enerji arzının sağlanması son derece önemli.  

Komünist rejim, güçlü büyümeye dayanan sosyal paktla varlığını sürdürmeye devam ediyor. 

İnanılmaz ölçekteki BRI genellikle aşırı üretimi yatıştırmak için bir araçmış gibi sunulsa da, özellikle mevcut enerji rotalarında bulunan bir kaç dar geçite bağlı olduğundan, jeostratejik enerji boyutu hayati önem taşımakta. Örneğin, korsanlığın musallat olduğu, boğazın ucunda ABD müttefiği Singapur’un bulunduğu Malacca Boğazı’ndaki zorlu geçiş. Amerika Birleşik Devletleri ile herhangi bir çatışma durumunda Malezya ve Sunda Boğazı’nın ablukası Çin’i felç edecektir.  

Bu nedenle Orta Asya’dan Sincan’a enerji ithalatı BRI girişiminin kilit noktası. Her şeyden önce Pekin, Kazakistan’daki Atasu’dan, Çin’deki Alaşanku’ya uzanan petrol hattını güvende tutmak istiyor. Halihazırda çalışır durumda olan, Türkmenistan’ı Horgos üzerinden Şanghay’a bağlayan bu boru hattı, Çin’in her yıl Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’dan 55 milyar metreküp doğal gaz almasını sağlıyor. BRI ile bu enerji rotası Orta Asya’nın dört köşesine dağılıyor. Sonuçta oluşturulan enerji koridoru 9000 kilometre uzunluğunda, Hazar Denizi’nden Çin Kıyılarına kadar uzanıyor.  

İpek Yollarını Yeşillendirmek 

Yenilenebilir enerji kaynakları da BRI içinde kendilerine yer buluyorlar;  ama Fosil yakıtlardan farklı bir biçimde. Çin, enerji teminini güvence altına almayı ümidederken, öbür yandan gelişmiş, özellikle yeşil teknolojiyi gönderme konusunda da oldukça hevesli.  

Yüzyıllardır bilimsel bir güç olan Çin, modern çağda uzun bir durgunluk dönemi yaşadı. Bu durum, teknolojik gelişmenin önemli bir reform hedefi haline geldiği 1970’lerde değişmeye başladı. Çin’de faaliyet gösteren yabancı şirketlerin yerel ortaklarla müşterek girişimler kurma zorunluluğu, Çin’in bir inovasyon kaynağı olma rolünü büyük ölçüde güçlendirdi.  

Başkan Hu Jintao (2003-13), açık bir ulusal inovasyon politikası izleyen ilk Çinli liderdi. Xi Jinping’in daha sonra 2015 yılında yayınlanan ‘Made in China 2025’ planı, ülkeyi özellikle yeşil ve dijital teknolojiler olmak üzere küresel olarak yüksek teknoloji sektörlerinin ön saflarına yerleştirmeyi amaçlıyor.  

Paris Antlaşmasının imzalandığı 2017 yılından beri, hatta Donald Trump’ın geri çekilme hamlesinden sonra bile Çin kendini çevre şampiyonu olarak konumlandırdı. 22 Eylül 2020’de Başkan Xi tek taraflı olarak, Çin’in, 2060 yılında karbon nötr hedefine ulaşacağı sözünü verdi; bu taahhütten bir yıl sonra ise yurt dışındaki kömür santrali yatırımlarını sona erdirme  ve “diğer gelişmekte olan ülkelere yeşil ve düşük karbonlu enerji geliştirme desteklerini artırma” (7) sözünü de taahhütlerine ekledi. Bu duruş; gelişen, katma değeri yüksek bir endüstride artan pazar payına bir ek olmanın yanı sıra, Batı’yı ‘insan hakları’ ve ‘iklim konusunda işbirliği’ gibi iki kritik konu arasında seçim yapmaya zorlamak için tasarlanmıştı. Çin’in, 2016 yılında küresel üretimin yüzde 90’ına ve küresel talebin yüzde 75’ine eşdeğer işleme kapasitesine sahip olması ile nadir toprak metalleri endüstrisindeki hakimiyeti, bu açıdan güçlü bir varlık oluşturmakta.(8) 

Tüm bunlar düşünüldüğünde, Çin’in düşük karbon teknolojilerini ihraç etmesine olanak sağlayacak “yeşil” bir BRI’nın teşvik edilmesi fikri anlamlı gelmeye başlıyor. Çin halihazırda, özellikle rüzgar enerjisi, piller ve fotovoltaikler alanlarında, çevresel sektörde önde gelen uluslararası şirketleri kurmayı şimdiden başardı. Pazar gelişiyorken, yeni İpek Yolları Çin’de geliştirilen yeşil enerji teknolojilerini dünyanın geri kalanına iletmek için hazır bir şekilde bekliyor. Halihazırda Pakistan’da, Karachi’nin doğusundaki HydroChina Dawood Rüzgar Enerjisi Projesi de dahil olmak üzere onlarca yenilenebilir enerji projesi yürütülüyor.  

Siyaset haksız müdahale ediyor 

Tüm bu güçlü yanları ve Pekin’in tereddütsüz desteğine rağmen, BRI projesinin tüm stratejiyi altüst edebilecek pek çok zayıf yanı bulunuyor. Bunlardan ilki, ve hiç tartışmasız en tehlikelisi, Çin’in kendisi ya da daha doğru ifade etmek gerekirse ülkenin uluslararası sahnede çizdiği imaj. 

Xi Jinping iktidara geldiğinden beri, Çin’in geleneksel kısıtlaması, ‘kurt siyasetçi diplomasisi’ olarak bilinen tamamen farklı bir yöne evrildi. Terfi umuduyla Çinli diplomatlar, milliyetçi coşkularını gösterebilmek için birbirleriyle yarışıyorlar ve artık Halk Cumhuriyeti’ni eleştirenlere saldırmaktan da geri durmuyorlar. Her ne kadar bu strateji Çin halkını cezbetmek için tasarlanmış olsa da, Çin dışında çok zarar verici olabilir. Pew Research Center tarafından, 2020 yılında 14 ülkede, yapılan anketlere göre, ilgili ankete katılanların yüzde 74’ü Halk Cumhuriyeti hakkında olumsuz görüşe sahip. (9)  

Bu diplomasinin sonuçlarını Çin’in kendisi de hissediyor. Nisan 2020’de Avustralya, Covid-19’un çıkış noktasının araştırılmasını resmen istedi. Çin ise misilleme olarak Avustralya’dan kömür ithalatını durdurdu; bu da üretimin yetersiz kaldığı kış ortasında elektrik kesintilerinin yaşanmasına sebep oldu. Sonuç olarak Çin, Pakistan’dan aldığı ithalatı arttırmak zorunda kaldı. Ancak İslamabad, Çin’in talebini karşılayacak kapasiteye sahip değildi. Bu yüzdenPakistan, sadece Çin’e satmak için Avustralya’dan daha fazla kömür ithal etmeye başladı. Kabaca özetlemek gerekirse, artan güvensizlik, BRI’ın ana hedefi olan Avrupa’ya yeşil teknoloji ihraç etmeyi baltalayabilir. 

Egemenliği kaybetmek de gelişmekte olan ekonomiler için bir endişe kaynağı. Pakistan-Çin rotası üzerindeki Sri Lanka’da Hambantota Limanı’nın inşası yaklaşık 350 milyon dolara mal oldu ve bu meblağ neredeyse sadece Çin İhracat-İthalat Bankası tarafından karşılandı. Ancak limanın orantısız büyüklüğü ve başarılı Colombo Limanı ile rekabet edememesi, kârının yetersiz kalması anlamına geldi; Sri Lanka’yı, Çin ile borçlarını yeniden yapılandırma müzakerelerine başlamaya zorladı  . Pekin, Temmuz 2017’den başlayarak limanı 99 yıllığına kiralama karşılığında geçmişteki borcu sildi. Daha 2018 yılında Uluslararası Para Fonu, yüzde 7’ye varan faizleri göz önüne alındığında çoğu kez sürdürülemez olan Çin kredilerine karşı uyarıda bulundu. (10)Avrupalılar by konuda bölündü. Hem Pire limanıyla Yunanistan, hem de Cenova ve Trieste limanlarıyla İtalya, Çin’in yatırımlarına bağımlıydılar ve BRI’ya katıldılar. Kuzey Avrupa ve özellikle Almanya, Çin ile yapılan ihracata ekonomik bağımlılıkları nedeniyle Pekin’i eleştrimekten çekiniyorlar. Normalde temkinli olmaya çalışan Fransa, Paris’teki Çin Büyükelçiliği’nin kültürel ve akademik özgürlükler hakkındaki bir çok provokasyonundan sonra sessizliğini bozmak zorunda kaldı. Yapılacak herhangi bir analiz, Çin’in ‘yüce izolasyonu’nu da hesaba katmalıdır. Orta Krallık hiper güç olmak istiyor ama hiç müttefiği yok. Rusya ile ilişkileri dengesiz. Her iki ülke de, savaş sonrası uluslararası düzeni yıkmak ve belli ideolojik benzerlikleri paylaşmak istiyor ancak aynı zamanda da rakipler. Çin’in Orta Asya’ya girişi, karakteristik olarak Moskova’ya karşı yükümlü olan bu bölgeye tecavüz sayılabilir. 2015 yılında Rusya, Belarus, Kazakistan, Ermenistan ve Kırgızistan’dan oluşan Avrasya Ekonomik Birliği açıklandı ve Vladimir Putin tarafından bu birliğin yeni İpek Yolları’nı birleştireceği  ilan edildi. Rusya BRI’ya bağlılığının arkasında, örneğin Çin’den Moskova’nın Orta Asya’da güvenliğini garanti etmesini teklif ederek etkisini sürdürmeyi amaçlıyor. 

Çok az ülke Çin ile gerçekten ideolojik bir benzerlik paylaşıyor. 1979 Çin-Vietnam Savaşı’nın ardından Vietnam güçlü komşusu Çin ile neredeyse bağlarını kopardı; ne BRI ile ne de Çin kredileriyle ilgilenmiyor. Kuzey Kore tahmin edilemez ancak aynı zamanda Çin’in kuzeydoğu sınırının güvenliğini sağlaması açısından vazgeçilmez bir ülke konumunda duruyor. Kömür madenleri Çin endüstrisini beslerken, üretim ve altyapısındaki aşırı zayıflıklar, Kuzey Kore’yi alt sıralarda bir ticaret ortağı haline getiriyor. Kuzey Kore ihracatının yüzde 83’ünü Çin oluştururken, bu sadece 2,8 milyar dolarlık bir ciroyu temsil ediyor. Kuzey Kore’nin GSYİH’sinin, güney komşusu Çin’in yüzde 1,5’ine denk geldiği tahmin ediliyor. 

Çin’e yakın olan diğer devletler ise kesinlikle ekonomik, ulusal veya kişisel çıkarları tarafından yönlendiriliyor. Halk Cumhuriyeti’ni tanımak için Çin Cumhuriyeti (Tayvan) ile diplomatik ilişkilerini kesen Solomon Adaları ve Kiribati’nin son zamanlardaki tutum değişiklikleri, Pekin’in bağışından kaynaklanıyor. Çin güçleniyor olsa da yumuşak gücü zayıf kalmaya devam ediyor. Başkan Xi’nin tüm çabalarına rağmen “Çin Rüyası”, Çin Seddini ölçeklendirmekte sorun yaşıyor.  

Durumu karmaşıklaştıran bir diğer faktör ise, Komünist Parti’nin ağırlığının ve nüfuzu için savaşan büroktratik “klikler”in karar vermeye ket vurması. Yolsuzlukla mücadele bahanesinin arkasına saklanan siyasi düşman avı, kritik bakanlıklarda istikrarsızlığa yol açıyor. Her şeyden önce atamalar liyakatten çok Xi’ye bağlılığa göre yapılıyor. Ve bu durum bir kez daha Çin’in kendi kendisinin en büyük düşmanı olmasına yol açıyor.  

Son olarak, -resmi söylemde özel ama gerçekte devlet tarafından desteklenen – bu enerji yollarına yatırım yapan şirketler, sübvansiyon alma konusunda endişeli. Doğru yönetim kurallarına karşı gelmek anlamına gelse de, Pekin’in gözünde saygın kalabilmek için projelerde yer almaya hevesliler. Yeni İpek Yolları ve özellikle enerji bileşenleri, büyük miktarda sermaye gerektiriyor. Limanların, petrol boru hatlarının, rafinerilerin inşası çok masraflı. İhtiyaç duyulan yatırım seviyesinin devasa 4000 milyar ile astronomik 26.000 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. 

Pekin’in yabancı yatırımcıları cezbetme girişimleri, bir yandan Çin’in kendisi bir sır perdesinin arkasına gizlenirken, diğer yandan muazzam altyapı projelerinin çok karlı olmaması, hedeflenen ülkelerin istikrarsız olmaları nedeniylegenellikle kibarca reddediliyor. Finansmandaki ilk yavaşlama ise şimdiden gözlenebiliyor: 2014-2015 yıllarında 150 milyar dolar yıllık kredilerin 2017-2018’de 100 milyarın altına düştüğü görülüyor. (11) 

Hindistan ile iyi ilişkiler içinde olan, ancak Çin ile ilişkileri çetrefilsiz olmayan, ABD’nin geleneksel müttefiği Japonya, Yeni İpek Yolları’na açıkça karşı olduğunu ifade etti. 2015 yılında Tokyo, Asya Kalkınma Bankası ile işbirliği içinde Hint-Pasifik Stratejisini açıkladı. Liberal değerlere dayanan bu 100 milyar dolar bütçeli “Kaliteli Altyapı İçin Ortaklık” projesinin kalbi enerji. Tokyo, Japon şirketlerinin kamu-özel ortaklıklar sayesinde Asya ve Afrika ülkelerinin başta jeotermal enerji olmak üzere elektrik üretim kapasitelerini arttırmayı amaçlıyor. 2019 itibariyle projenin fonları neredeyse iki katına çıkarak 200 milyar dolara ulaştı. (12) Japonya, kendisini hala çekici olmayan bir “Made In China” projesinden ayırmak için teknolojik uzmanlığının ve altyapısının kalitesini vurguluyor. 2017 yılında Japonya’nın eski başbakanı Abe ve Hindistan Başbakanı Modi, yüzde 80’i Japon finansmanıyla tamamlanan, Hindistan’daki ilk yüksek hızlı demiryolu hattının açılışını yaptı.   

Yeni İpek Yolları, Çin’in bağımsızlık ve büyüme stratejisi için kritik öneme sahip. Pekin, bölgesel ve küresel etkisini arttırırken, enerji tedarik kaynaklarını da çeşitlendirmeyi ümit ediyor. Bu girişimin bir kısmı savaş sonrası liberal düzeni kırmak ile ilgili. Çin bu projeyi hayata geçirecek araçlara sahip olsa da, birçok zorlukla karşı karşıya. Pahalı finansman, endişeli ortaklar, siyasi gaflar ve rakip projeler, İpek Yolları’nın yeniden doğuşunu engelleme riski taşıyor. 

KAYNAKLAR: 

(1) ASEAN brings together 10 countries: Brunei, Cambodia, Indonesia, Laos, Malaysia, Myanmar, the Philippines, Singapore, Thailand, and Vietnam. 

(2) Éric de La Maisonneuve (2018). “« Une ceinture, une route » ou le versant chinois de la mondialisation »”. Revue Défense Nationale, 810(2018/5), pp. 81-88. 

(3) Emmanuel Véron & Emmanuel Lincot (2021). “L’Australie face à la Chine : la montée des tensions”, The Conversation. 18 March 2021. 

(4) Kevin Merigot (2019). “ ‘Collier de perles’ et bases à usage logistique dual”. Geostrategia. 7 February 2019. 

(5) Alain Cariou (2018). “Les corridors centrasiatiques des nouvelles routes de la soie : un nouveau destin continental pour la Chine”. L’Espace géographique 47(1), pp. 19-34. 

(6) “China’s coal consumption seen rising in 2021, imports steady”. Reuters. 3 March 2021. 

(7) Vincent Ni (2021). “‘Betting on a low-carbon future’: why China is ending foreign coal investment”. The Guardian. 22 September 2021. 

(8) Laura Silver, Kat Delvin & Christine Huang (2020). “Unfavorable Views of China Reach Historic Highs in Many Countries”. Pew Research Center. 6 October 2020. 

(9) Speech by Christine Lagarde in Beijing in the framework of the forum “New Silk Roads”, April 2018. See also: Florine Maureau (2021). “Le piège de la dette chinois se referme sur les intérêts français”. Portail de l’Intelligence Économique. 25 March 2021. 

(10) Data from RWR Advisory Group’s The Belt and Road Monitor website. 

(11) Julie Babin (2019). “La Stratégie Indo-Pacifique libre et ouverte, un contre-projet japonais aux Nouvelles routes de la soie ?”. Groupe d’études et de recherche sur l’Asie contemporaine. September 2019. 

Cookies on our website allow us to deliver better content by enhancing our understanding of what pages are visited. Data from cookies is stored anonymously and only shared with analytics partners in an anonymised form.

Find out more about our use of cookies in our privacy policy.