The European Venue for Green Ideas
Follow us on
Welfare and Social Issues

İKİ FİNLANDİYA’NIN HİKÂYESİ

By Silja Kudel

Finlandiya Yeşilleri rekor popülerlik elde etti, son seçim anketlerine göre ülkedeki en büyük ikinci siyasi parti konumundalar. Yeşil Lig, kentlerde seçmenlerin kalbini ve de oylarını çalarken kırsal seçim bölgesi bu çekiciliğe mesafeli kalmaya devam ediyor. Yeşiller niye yerelle bağdaşamıyor ve bu durum acaba Avrupa’da kentle kırsal arasında giderek büyüyen ideolojik ayrımın göstergesi olabilir mi?

Kapalı bir günde Finlandiya’nın Kuzey Karelia bölgesine yer alan durgun doğu Finlandiya kenti Outokumpu’ya yapılacak bir ziyaret en fazla boyanın kurumasını beklemek kadar ilham verici olabilir. İtici gri binaların nezaretindeki boş sokaklar ve “Vahşi Yuvamız” barının müdavimlerinin melankolisi Aki Kaurismäki filminden bir sahneyi çağrıştırıyor.

Bazıları Outokumpu’yu Finlandiya’nın önde gelen demir üreticisi olarak hatırlayabilir ama kasabanın tek turizm merkezi olan Maden Müzesi, bir zamanların zengin bakır maden ocağı şöhretinden arda kalan sayılı hatıradan birisi. Kasabaya adını veren dev şirket o zamandan sonra daha kazançlı alanlara yerleşti.

Kuzey İngiltere’nin Wakefield kasabasından, Appalachia’nın kömür madeni hattındaki köylerine kadar pek çok maden kasabasının sönen yıldızı gibi Outkompu’nun kaderi de son yıllarda kötüye gitmeye başladı. 1989’da son madenin de kapanmasıyla birlikte Outkumpu yükselen işsizlik oranları, ekonomik gerileme ve hızlı nüfus düşüşüyle boğuşuyor.

Solan şanslar

Kasabadaki işsizlik oranları endişe verici derecede yüksek. Temmuz 2017’deki işsizlik oranı %18,6 ile ülke ortalaması olan %7,5’in iki katından fazlaydı.[1] 7.000 kişinin biraz üstünde olan kasaba nüfusu, 1975’ten beri daha parlak bir gelecek arayışındaki ailelerin ve gençlerin daha büyük kentlere göç etmesiyle hızlı bir düşüş yaşıyor. 1975 ve 2014 yılları arasında 15 yaşından gençlerin genel nüfusa oranı %22,5’ten %14,2’ye düşerken 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı %8,9’dan %14,2’ye çıktı.[2] Bakıma muhtaç yaşlılarının oranının artması zaten darda olan kamu hazinesinin sıkıntılarını kamçılıyor.

Outkompu Yeşiller’in ‘hipster’ liberal şehircilik gündeminin soğuk kayıtsızlıkla karşılandığı pek çok küçük Finlandiya kasabasından biri. Nisan 2017 yerel seçimlerinde Yeşiller yerel oyun sadece %3’ünü elde ederken, tarımsal reformdan yana olan muhafazakâr Merkez Parti %30,6 oy aldı. Outokumpu bir tarım kasabasının tam tersi olsa da yerel oylar Merkez Parti’nin “Finlandiya’nın tümünü yaşanabilir kılma” girişiminin karşılığı.

Turku Üniversitesi Meclis Araştırmaları Merkezi Kıdemli Araştırma Uzmanı Jenni Karimäki, Outokumpu’yu doğu Finlandiya’yı etkisi altına alan halsizliğin tipik örneği olarak değerlendiriyor. “İnsanlar göç ettikçe doğu vilayetler azalan vergi gelirleriyle birlikte yaşlanan nüfusa hizmet vermekte zorlanıyorlar. Bu da Yeşillerin oy alabilmesi için uygun bir ortam doğurmuyor. Yeşil gündem genellikle kıtlıkta değil varlıkta dikkat çekiyor.”

Hipsterlara karşı taşralılar?

Outkompu’nun sokakları kasvetli ve gri görünse de 96 metre yüksekliğindeki maden kulesinden görülen manzara alabildiğine yeşil. Zengin çam ağaçlarının kalbinin attığı yerde konumlanmış bir zamanların endüstri merkezi, göz alabildiğine kadar uzanan sonsuz ormanlık alanlarla çevrili – tam olarak Yeşil Lig’in korumaya niyetli olduğu türden bakir doğayla.

Outokumpu’nun 178 kilometre güneybatısında yer alan ve biraz daha büyük bir şehir olan Jyväskylä’nın da çevresi alabildiğine ormanla kaplı ama doğudaki komşusunun aksine Jyväskylä’nın içi de dışı da yeşil. Nisan 2017’deki seçimlerde %19,9 oy alan Yeşiller kasabadaki en büyük siyasi parti konumunda. Bu zafer aynı zamanda herhangi bir Fin kentinde Yeşiller’in ilk defa birinci siyasi parti seçildiği seçim olarak da tarihe geçti.

Şehir merkezinde yapılacak bir gezinti bu üniversite kasabasının niye Yeşiller’e sempati duyduğuna dair ipuçları verebilir. Sakallı hipsterlar şehir merkezi ve civardaki öğrenci köyleri Kortepohja ve Roninmäki arasında bisikletle ulaşımlarını sağlarken, canlı Kauppakatu Sokağı’ndaki kafeleri ve barları genç müşteriler dolduruyor. Efsanevi Alvar Aalto’nun tasarladığı mimari yapıtlar turistleri çekerken kent sakinleri canlı kültürel yaşamın keyfini sürüyor.

Yaşanabilirliğe yatırım yapmak

140.000 kişilik ve istikrarlı bir şekilde artan nüfusuyla Jyväskylä merkez Finlandiya’daki en büyük şehir. İşsizlik hızla düşüyor, son istatistiklere göre sadece son on iki ayda işsizlik %18 azaldı. Doğuya oranla nüfus dağılımı da daha dengeli. 15 yaşından genç nüfus toplam nüfusun %16’sıyken, 65 yaşından yaşlılar nüfusun %17’sini oluşturuyor.

Yıllar süren kıtlığın sonunda kentin ekonomik beklentileri de aydınlanıyor, ileri görüşlü yerel yönetim yatırım ve kalkınmaya odaklanıyor. Kentin ana hedeflerinden biri petrol kullanımını azaltacak politikalarla fosil yakıt bağımlılığını azaltmak.

Jyväskylä kenti AR-GE müdürü Pirkko Melville “Her yıl 1500 yeni mukim ile artan nüfusa rağmen kişi başına düşen karbon salımı 2010 yılına oranla %40 azaldı” diyor.

Son yapılan anketler kent sakinlerinin çoğunluğunun yaşam kalitelerinden memnun olduğunu gösteriyor. Kentin yaşanabilirliğini arttırmak için yapılan yatırımlardan bir tanesi de Jyväskylä “spor ve kültür şehri” yapmak için atılan adımlar. Kentin çekiciliğini arttırmak için üstlenilen hırslı girişimlerin arasında konser merkezinin baştan aşağı yenilenmesinin yanı sıra 2020’de açılması beklenen yeni hastanenin inşaatı ve Hippos2020 spor merkezi yer alıyor. Yeni spor merkezi ve hastane sağlık ve sıhhate odaklı ulusal mükemmeliyet merkezini oluşturacak.

Siyasi görünümün “yeşillenmesi”

Jyväskylä kentinden seçilen yeni Yeşil Parti Başkanı Touka Aalto’ya göre Jyväskylä gibi gelişen kentler Finlandiya’nın siyasi görünümündeki devasa değişimin öncüsü. Son seçmen anketlerine göre Yeşiller’in popülerliği tüm zamanların en yüksek seviyesinde. Yeşil Lig şu anda Jyväskylä’da en büyük, Finlandiya’da ise muhafazakâr Ulusal Koalisyon partisinden sonra ikinci en büyük parti konumunda.

Yeşil Lig farklı seçmen kitlelerine seslenebilecek kapsamlı siyasi gündemiyle ve eğitim gibi herkese hitap eden konuları öne çıkararak geleneksel siyasi partilerden düzenli olarak oy kazanmaya devam ediyor. Son dönemde yükselen sağ kanat popülizmi ve göçmen tartışmaları da insani ve liberal alternatif olarak Yeşiller’i öne çıkarıyor.

“Mevcut muhafazakâr hükümet koalisyonu ve de hükümetin eğitime ayrılan bütçenin kesilmesi gibi seçmenler arasında popüler olmayan kararları, bu kararlara açıkça karşı çıkan ve de kendisini eğitim yanlısı parti olarak tanımlayan Yeşiller’in işine geldi” diyor Karimäki.

Görünmeyen sorunlar

Yeşiller bir yanda Jyväskylä ve diğer büyük kentlerde doğru adımları atarken toplu taşıma, yoğun kent tasarımı ve çevre koruma gibi “büyük şehir problemleri” ağır ekonomik sıkıntılar altındaki kırsal kesimde yankı bulmuyor.

“Eğer şehirde yaşıyorsanız doğal hayatın korunmasını talep etmek çok daha kolay çünkü doğal hayat günlük yaşantınızı ya da geçiminizi etkilemiyor. Zirai girişimcilerin ya da kırsal toprak sahiplerinin menfaatlerine ters talepleriyle hayatı daha da zorlaştırdığı algısı yüzünden Yeşiller genellikle kırsal kesimde kötü bir imaj uyandırıyor” diyor Karimäki.

Jyväskylä Yeşillerinin Başkanı, araştırmacı Emma Ojanen ise kentsel-kırsal ayrımının çoğunlukla abartıldığını iddia ederek farklı bir görüş sunuyor: “Kırsalda doğa korumayla, temiz su hakkıyla, sürdürülebilir enerji ve diğer Yeşil temalarla ilgilenen pek çok kişi var”. Ojanen, Yeşillerin kırsal alanlardaki zayıf performansının insanların ilgisizliğinden değil iletişim eksikliğinden olduğuna inanıyor. “Yeşil kırsal girişimler hakkında halkın pek bilgisi yok. Örneğin yıllardır kırsalda iş olanağı yaratacak biyogaz kullanımını destekliyoruz. Çoğu zaman insanlar bizim fikirlerimizi duymamış oluyorlar çünkü fikirlerimiz medyada pek yer bulmuyor” diyor.

“Gıda üretimi, orman yönetimi ve sürdürülebilir enerji gibi kırsalı alakadar eden konulara özel “Yerel Yeşiller” örgütlenmemiz olduğunu duyduklarında insanlar çok şaşırıyorlar.”

Şehirler yeni uluslar mı?

Jyväskylä ve Outokumpu gibi kentlerin arasındaki çarpıcı fark dünyadaki kentsel ve kırsal seçmenler arasındaki uçurumu yansıtıyor. Pek çok kuramcı ekonomik büyümenin motoru olan ve küresel nüfusun yarısına ev sahipliği yapan şehirlerin, ulus devletlerin çözemediği sorunlara çevik çözümler üretebilecek güç merkezleri olduğuna inanıyor. Eğitim eğilimlerini gösteren son çıkan rapora göre OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) “şehirlerin yeni ulus devletlere dönüştüğünü” iddia ediyor.

Özünde bu araştırma şu anlama geliyor: küçük alanlarda birlikte yaşayan büyük insan yığınları benzer endişeleri ve sorunları paylaşıyor. Bugün kentler istihdamın, ticari merkezlerin, gelişmiş ulaşım sistemlerinin ve yeniliklerin bağlantı merkezi ancak tüm bu olumlu özellikler aynı zamanda kirliliği, zenginlik ve fakirlik arasındaki uçurumu, aşırı kalabalıkları ve göçmen sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Şehirler kendilerine özgü kültürel ve ekonomik mikro iklimlere dönüşüyorlar. Dünya üzerindeki pek çok metropol aynı ülkedeki kırsal bölgelere kıyasla birbirleriyle daha çok ortak özellikleri paylaşıyor. Örneğin New York, ABD’deki Nebraska’ya göre diğer dünya metropolleri Londra veya Şangay ile daha çok özdeşleşebiliyor. Bu yeni akım sayesinde şehirler birbirleriyle iletişime geçerek ortak sorunlar için ortak çözüm arayışlarına giriyor ve aldıkları dersleri birbirleriyle paylaşıyor. Ne zaman bir şehir bir yenilik ile gelse aynı şablon benzer metropollerde de uygulanabiliyor.

Geride kalanlar

OECD verilerine göre “bugün şehirler etkili yönetim uygulamaları için en uygun seviyede, sorunlara esnek ve süratle tepki verecek kadar küçük, ekonomik ve siyasi gücü elde tutacak kadar büyük.”

Bu nedenle şehirler kırsal kesimin az çok dışlandığı küresel bir köye doğru dönüşüyor. Stanford profesörü Jonathan Rodden gibi akademisyenler kentsel-kırsal ayrımını küreselleşmenin sonucu olarak değerlendiriyor. Küreselleşmeden ve ticaretten faydalananlar kozmopolit şehirlerde yaşarken kendini geride kalmış hissedenler genelde kent merkezlerinin dışında yaşıyor.

Sonuç olarak insanların seçim tercihleri artarak yaşadıkları bölgelere göre belirleniyor. ABD’de kırsal oylar çoğunlukla Cumhuriyetçiyken, şehirler Demokratlara oy veriyor. İngiltere’de Brexit yanlısı oylar kırsal alanlarda yoğunlaşırken, şehirler Avrupa Birliği yanlısı oy kullandılar. Fransa’nın aşırı sağcı politikacısı Marine Le Pen’e gelen desteklerin çoğu kırsal Fransa’dan gelirken, Almanya’daki mülteci akımı en az nüfusa sahip bölgelerde en çok tepkiyi çekti. Berlin hala yabancıları ve benzer Almanları kendine çekerken çevresindeki kırsal kesim hızlı demografik değişimden muzdarip oluyor. Benzer örnekler tüm Avrupa’da gözlemlenebilir: genç ve eğitimli nüfus daha iyi bir hayat arayışında şehirlere göç ederken kırsal kesimler mağdur oluyor.

Genç şehirlere karşılık yaşlı köyler

Siyasi partiler ya şehirlilerin sahip olduklarını ya da kırsaldakilerin sahip olamadıklarını savunuyor gibi görülüyorlar ki bu da geleneksel olarak şehirli parti olarak sınıflandırılan Finlandiya Yeşilleri için çarpıcı bir sorun oluşturuyor.

“Finlandiya Yeşilleri 1976’da, Helsinki’de araçların üstünlüğüne, tarihi binaların yıkılmasına ve vahşi şehirleşmeye karşı çıkan bir parti olarak kuruldu. Geleneksel olarak başkentte hep başarılı olduk ama inanıyorum ki “Helsinki odaklı parti” imajının da önüne başarıyla geçtik” diyor emektar Yeşil siyasetçi Osmo Soininvaara.

Nüfusun yaş dağılımının da önemli bir faktör olduğunun altını çiziyor. “Destekçilerimiz genelde genç nüfustan oluşuyor. Kırsalda genç destekçilerimiz yok değil ama sorun şu ki şimdilerde kırsalda çok az genç yaşıyor, pek çoğu şehirlere göç ediyor.”

Soininvaara, kentli seçmenin oyunun Yeşiller için daha önemli olduğunu da ekliyor çünkü Finlandiya’daki siyasi üstünlüğün sınavı en nihayetinde şehirlerde veriliyor. “Tabii ki kırsal kesimlerin de ihtiyaçlarını karşılamalıyız ama kırsal nüfus o kadar az ki sadece kırsal sorunlara yoğunlaşarak seçimleri kazanamazsınız” diye düşünüyor Soininvaara. “Finlandiya’da seçimleri sadece kentin oylarını ele geçirerek kazanabilirsiniz çünkü nüfusun çoğunluğu kent merkezlerinde yoğunlaşıyor. Yine de sadece kentsel sorunlara yoğunlaşmak da hata olur. Ulus ikiye bölünmemeli”.

O zaman nasıl Finlandiya Yeşilleri bugünkü kentsel tabanının ötesine erişip kırsal bölgedeki seçmenlerle etkileşime başlayabilir?

Kırsal ve kentsel çıkarları birleştirmek

“Belli bir noktaya kadar zaten tabanımızı yaygınlaştırdık. Son seçim anketleri bizi Finlandiya’daki en büyük ikinci parti olarak gösteriyor, biz hâlihazırda etkili bir siyasi güç yarattık bile. Nisan 2017’de yapılan yerel seçimlerde pek çok kırsal kesimde ilk defa Yeşil bir aday seçildi. İşte bu ulusal çapta değişimin mihenk taşıdır” diyor Ojanen.

Ojanen, Yeşiller’in daha geniş bir tabana ulaşmasının yolunun gündemlerinin daha da genişletilmesinden geçtiğine inanıyor. Jyväskylä ve Nokia kentleri eğitim, iş gücü ve refah üzerine yapılan kampanyaların sadece başkentte değil, diğer kesimlerde de başarılı olduğunun kanıtı.

“Yerel seçimlerin sonucu bizlere Yeşil fikirlerin beklenenden daha çok ilgi çektiğini gösterdi. İnsanların daha iyi bir gelecek taleplerini hafife almamak lazım. Eğitim, bilim, insan hakları, doğa koruma ve biyolojik çeşitlilik, yenilenebilir enerji – tüm bu konular her yerde çok önemli” diyor Ojanen.

Ojanen’e göre sürdürülebilir gıda ve enerji üretimi kırsal ve kentsel çıkarları birleştiren en temel konu. “Kırsal kesimlerin Yeşil gündemle “aynı gemide” olmadığını düşünmek garip olur ne de olsa geleceğin tarlaları ve ormanları yeni enerji biçimlerini ve ham madde üretimini sağlayacak. Kırsal kesimler sürdürülebilir kalkınmada çok önemli rol oynuyorlar.”

Aynı kafadaki insanları buluşturmak

Haziran 2017’de Touko Aalto’nun yeni Yeşil Başkan olarak seçilmesi muhtemelen kırsal seçim kampanyalarında stratejik bir avantaj sağlayacaktır. Jyväskylä zaferinin arkasındaki adam olarak Aalto’nun, Helsinkili bir parti başkanına göre daha çok kırsal oy çekmesi bekleniyor.

Ojanen, Outokumpu gibi kasabalarda Yeşil dönüşümün anahtarının Yeşil adaylar olarak ilk adımı atan cesur öncüleri desteklemek olduğuna inanıyor. “Son seçimlerde Finlandiya’nın merkezindeki kentlerde insanların ilk defa seçimlere katıldığı ve hemen belediye meclisine seçildiği yerler oldu. Herkes bir yerden başlamalı. Bizlerle aynı kafadaki bu kişileri bulmak atılacak ilk büyük adım.”

Soininvaara da merkez dışı bölgelerde destek kazanmanın tek yolunun doğru yerel adayları bulmak olduğuna katılıyor. “Finlandiya’da bizler partilere değil adaylara oy veririz ve de Outokumpu gibi kasabalarda hala güçlü bir örgüt hala kuramadık. Ama her nerede iyi yerel aktivistlerimiz varsa orada hep güçlü destek aldık.”

Habis sorunlara ortak çözümler

Dünyanın öte yanından şehirler birbirleriyle çıkardıkları dersleri ve birbirlerinden edindikleri deneyimleri paylaşsa bile (ve de Jyväskylä hipsterlerı, Helsinki ya da Hong Kong’daki sakallı arkadaşlarıyla Outokumpu gibi eski sanayi kasabalarının gerçeklerine göre daha çok özdeşleşse bile) kırsal-kentsel uçurumu derinleştirmek kimsenin hayrına olmaz.

Emma Ojanen, hem Yeşiller hem de tüm diğer siyasi partiler için kentsel ve kırsal arzuları ikna edici biçimde birleştirecek ortak bir platform kurmanın asıl zorluk olduğunun tekrar altını çiziyor.

Kırsal ve kentsel gündemleri sürdürülebilirlik başlığıyla bir araya getirebilecek en büyük potansiyele sahip tek siyasi parti de – en azından şimdilik Finlandiya için – Yeşiller.

 

[1] North Karelia Employment Bulletin 2017, Finnish Centre for Economic Development, Transport and the Environment.

[2] City of Outokumpu Budget 2017-2018

Newsletter

İKİ FİNLANDİYA’NIN HİKÂYESİ

Cookies on our website allow us to deliver better content by enhancing our understanding of what pages are visited. Data from cookies is stored anonymously and is never shared with third parties.

Find out more about our use of cookies in our privacy policy.